Koşuyolu Adile Sultan Kasrı Öğretmenevi yönetici ve görevlileri utanç kaynağı.

    Çok uzun zamandır, daha önce de il milli eğitim müdürlüğü adına görev yaptığım Validebağ Koşuyolu Adile Sultan Kasrı Öğretmenevi’ne gitmemiştim, gideyim dedim. Eski arkadaşlardan belki kimseleri görebilirim, ayrıca idareciler kim olmuşsa yanlarına uğrayabilirim düşüncesiyle 19 Kasım 2017 Pazar günü öğretmenevine gittim.

     Önce bir bahçede ve odalarda tanıdık kimse var mı diye dolaştım. Baktım ki kimse yok. Benim yöneticilik döneminde hazırladığımız Rıfat Ilgaz’ın filmi ve Kemal Sunal’ın Hababam Sınıfı müzesine baktım. Müzeden çıkınca müze odasının kapısının önünde bir görevli, masasında biriyle konuşuyordu. Bende yanına gittim. “Öğretmenevi müdürü burada mı?” diye sordum. O da bana dışarı çıktığını söyledi. Bende “müdür yardımcılarından kimse var mı” dedim. Yanındaki kişide “Benim, buyrun” dedi. Bende kendisine daha önce burada görev yaptığımı ilettim. Ayrıca kendimi tanıtmak için öğretmenevi panolarında bulunan Adile Sultan’ın fotoğraf düzenlemelerininde bana ait bir çekim olduğunu, üzerinde de benim adımın yazılı olduğunu söyledim. Müdür yardımcısı zat ta bana” Evet sizinle daha önce tanışmıştık” dedi. Bende kendisine “Evet sizinle sohbet etmiştim” dedim. Bende sırf öğretmenevi yöneticilerini göreyim diye Bakırköy’den Koşuyolu’na özel gitmişim. Utanmadan “Buyrun öğretmenim” demedi. Kapıdaki görevli ile konuşmaya devam etti bana görüşürüz dedi. Bende o sinirle bahçeye çıktım. Öğretmenevine yakın arkadaşlarımı telefonla arayayım dedim. Aradığım arkadaşlar, öğretmen evinin seviyesinin çok düştüğünü. Kültür sanat ve öğretmenlere ilginin olmadığı için öğretmenevine gelmediklerini söylediler.

     Sonradan öğretmenevinin bahçesinde bir çay içtim, normal çaydan biraz fazla su koyuyorlar 350 kuruş ödedim. Sözde dubleymiş. Burası öğretmenevinden bahsediyorum. Çayı içerken müdür yardımcısı önümdeki masaya geldi, orada oturan 2 kişiyle sohbet etti. Yine selam yok.

      Kasadan çay parasını öderken orada görevli kişi beni tanıdı ve benim adımla bana hitap etti. Bende yüksek sesle onlara “Bakırköy’den geldim ama kimseyi bulamadım” dedim. Kasa bulunan para alan utanmaz da bana demez mi “hocam arkadaşlarınız Karacaahmet mezarlığında”.  Tabii ki ben hayal kırıklığı yaşadım ve hiç cevapta vermedim. Bakırköy’e eve gelince bana yapılan terbiyesizliğin benim şahsıma yapılmadığını, bunu herkese yaptıklarını anladım ve sizlere de duyurmaya karar verdim.

     O öğretmenevlerinde bütün öğretmenlerin hakkı vardır. Kimsenin de babasının çiftliği değildir. Öğretmenevinde öğretmenlerin oturtulması gereken odaları düğünlere verip, öğretmenleri de belli yerlere sıkıştırmak, onları adam yerine koymamakla, çayı ve yiyeceği yüksek fiyatla satmakla öğretmenevi olmaz. Adını değiştirin diyeceğim ama zaten onu istiyorlar. Öğretmenevini öğretmenlerden alıp  kaç kez ele geçirmek istediler fakat öğretmenlerin ve halkın büyük tepkisiyle tekrar öğretmenlere verildi. Bu seferde yönetim biçimiyle sorun. Gittiğim gün 2 tane gelin-damat vardı, öğretmenevi bomboş.  Ondan sonrada öğretmenler gelmiyor oluyor adı. Öğretmenlerin oturup sohbet edeceği yerler yabancılara düğün salonu olarak verilmiş, öğretmenler oralarda oturamıyor. Böyle ortamlara öğretmenler değil kimse gitmek istemez.                                                                                                                                                        Haber : CELAL YILMAZ

 

         FOTOĞRAF : KOŞUYOLU ADİLE SULTAN KASRI ÖĞRETMENEVİ YÖNETİCİ VE GÖREVLİLERİ UTANÇ KAYNAĞI. Öğretmenevine gelenlere karşı ilgisizlik ayrı bir sorun, birde saygısızlık olunca o zaman iş değişiyor. Bana yapılan saygısızlık karşısında onlar değil ben kendim çok utandım. (19 Kasım 2017)